• ANA SAYFA
  • BLOG
  • Yerli Rock Sahnesinin Güçlü Kadını: Şebnem Ferah
Yerli Rock Sahnesinin Güçlü Kadını: Şebnem Ferah

90'lı yıllarda rock müzik vokalinden enstrümantalistine kadar erkeklerle doluyken, Şebnem Ferah öncülüğünde Volvox adında Türkiye'nin ilk kadın rock grubu kuruldu...

90'lı yıllarda rock müzik vokalinden enstrümantalistine kadar erkeklerle doluyken, Şebnem Ferah öncülüğünde Volvox adında Türkiye'nin ilk kadın rock grubu kuruldu. Bunda abartılacak bir şey yok diyorsanız hatırlatalım, Taksim'deki bir konserleri sırasında sırasında polisler sahnede bu kadar kadının olmasına alışık olmadıkları için Volvox’u sahneden indirip karakola götürmüştü. Rock! dergisine o zamanı sitemle anlatıyor Ferah, “Orası pavyon mu, rock bar mı onun bile farkında değiller. Ne olup bittiğini anlamak için emniyet müdürlüğüne gittik. Bize içkili yerlerde çalışma izni veren bir kart vermek istediler; yani konsomatrislere verilen bir şey. İleride benim sicilim incelendiğinde ‘Bu kadının vesikası varmış’ denecek. Bunu kesinlikle kabul etmiyoruz...”

O zamandan bu zamana müziğinden ve kendinden taviz vermedi, yoluna engeller de çıksa bildiği yoldan devam etti. Ferah'ın röportajlarından derlediğimiz herkese ilham verecek 10 demeci...

Ayrıca Şebnem Ferah şarkılarına eşlik etmek isteyenleriniz 13 Mart'taki Jolly Joker Bursa konserini bir kenara not etsin

JJ - “Yalnız başına güçlü olmaya gayret eden, doğru bildiğinden vazgeçmeyen bir kızım ben. Gerçekçi olmakla, hayal kurmak arasında gidip gelmek beni yordu. Bazen yılıyorsun. Kendini dünyanın dışından, yabancı gibi hissediyorsun. Yine de ilkelerimden asla taviz vermem. Hayalimdeki müziği yapıyorum.

JJ - “Rock farklı algılandığı için biz onlara bunun en temiz yönlerini göstermeye çalıştık; Bir yandan onları, bir yandan kendimizi eğittik. Volvox iyi arkadaş grubuydu. Yıllarca kadın müzisyen olmanın zorluklarını yaşarken, birer kadın rockçı olarak feleğin çemberinden geçtik. Biz rock izleyemiyorduk bile.

JJ - “Rock son derece erkek egemen bir alan, bu yüzden müzikle konuşabilmeyi daha çok seviyorum. Ve her türlü ayrımcılığın karşısındayım…

JJ - “Şarkılar ortaya çıktıkça, sunmak istediğimden emin olduktan sonra stüdyoya girmeyi ve albüm çıkarmayı tercih ediyorum. Yani sırf albüm çıkarmak için şarkı yapmak ya da böyle bir zorunluluk hissetmek sevdiğim bir yöntem değil. Her şey kendi doğal akışında ilerlesin isterim. Bu da uzun aralar vermeme sebep olabiliyor.

JJ - “Arka arkaya sert şeylerle karşılaştım bir sürü insan gibi. Hayat her şeye gebe… Nice insan, nice canlı bir ömür süresince neler neler yaşıyor. Sevdiklerini kaybetmek, hakkaniyet duygusundan uzak yaşamak öyle ya da böyle karşılaştığımız ya da karşılaşacağımız şeyler…

JJ - “Müzikle yaşıyorum. Üçüncü sınıf Amerikan macera filmi izlerken bile bazen dalıp gidiyorum. Bir cümle duyuyorum, onunla paralel yaşamaya başlıyorum. Bunu da müziğime yansıtıyorum. Müzik gereğinden fazla anlam yüklenmesi gereken bir şey değil. Seversin ya da sevmezsin, o kadar… Müziğim için iki şey için yapıyorum: Kendimi tatmin etmek ve insanlarla iletişim kurmak için. İnsanların hayatlarından 3-4 dakika çalmak hoşuma gidiyor. Samimiysen müzikte, sonuç nettir. Çünkü uzun bir ilişkinin başlangıcı gibidir.

JJ - “Müziğime kimse karışamaz. Şirket bile dinlemez önceden. Ama bu özgürlüğü sonra kazandım.

JJ - "Birilerinin kendi hayatlarındaki iniş çıkışlara rağmen, gerçekten sıradan bir gün için özlem duyarken, başkaları için emek harcamaktan vazgeçmemesi çok özel bir durum değil mi? Belki şarkı sözü yazmak için flaş bir konu olmayabilir, ama benim son zamanlarda giderek daha çok takdir ettiğim bir durum.

JJ - “İnandığım gibi olmaktan, inandığım şeyleri yapmaktan kuvvet alıyorum. Hâlâ birine hediye olarak kitap alacaksam Küçük Prens alıyorum, bu duyguyu paylaşmayı seviyorum

JJ - “Hayatla yarışmayı seviyorum. Fake atmışım gibi geliyor. Ölünce arkamda kalıcı bir şey, bir kayıt bırakmak geride. Bunları düşünüp mutlu oluyorum.”

*Back On Stage katkılarıyla...

https://yellowbos.com/